Bu video inceleniyor, lütfen daha sonra tekrar kontrol edin.
istanbul sokak sanatçıları
Bu yıllardır devam eden bir durum aslında. Dönem dönem rahat bırakırlar, sonra birden polis veya zabıta gelir, 'İzniniz bitti, gidin' der. Hatta üç ay gelmedikleri zaman 'Başlarına bir şey mi geldi acaba?' deriz. Ama bu sefer sandalye-masa toplama operasyonuyla çakışınca çok dikkat çekti."
Sokak müzisyenleri meselesini merak ediyorsanız işin aslı bu. Kim diyor? Alavat isimli grubuyla sokaklarda çalan müzisyen Ahmet Öztürk (Radikal, 18 Ağustos, Elif İnce'nin haberi). Bundan ötesi edebiyata girer.
Ne ilk ayağı masa toplama olan gizli bir operasyon (!) devreye sokulmuş durumda, ne bundan sonra sırada mini etek yasağı gelecek, ne de insanların başları kapatılacak.
Sadece Beyoğlu Belediyesi'nin, eleştirilmesi son derece doğal, yersiz, plansız programsız uygulamalarından biri daha.
Belediye başkanı müzisyenlerle değil gürültüyle mücadele ettiklerini söyledi. Madem derdiniz gürültü o zaman tavsiyem hoparlörlerini sokağa çevirip sesi sonuna kadar açarak dandik müzik yayını yapan Beyoğlu butiklerini de ziyaret etmeleri.
Bu durumu eleştirmek yerine koca koca adamlar, kadınlar Twitter'da Facebook'ta ortalığı birbirine katıyor. Daha ne olup bittiğini bile bilmeden. Sanki bütün sokak müzisyenleri bir anda ortadan kalkmış ve onlarsız yaşayamayacaklarmış gibi (sanki bir kere bile gidip görmüşler gibi) davranıyorlar. Feryat figan...
Facebook'ta "Sokak Sanatlarına Özgürlük" isimli bir grup kurulmuş. Kurulsun. Ne güzel. Ama hiçbir işe yaramayacak ki. Onbinlerce kişi de üye olmuş. Cem Yılmaz'ın dediği gibi acaba hadise çıksa kaçı gelir sokağa? Kaçı gidip baktı acaba müzisyenler orada duruyor mu diye? Kaçı Alavat'ı dinlemiştir? Kaçı Siyasiyabend'i biliyor? Ama mesele "şeriat korkusu" olunca gerek yok. Parmağını kaldırıp "katıl" tuşuna basıyorsun. Tamam. Birisi ortaya yalan yanlış bir laf atıyor, haydi linç başlasın. Asıl meseleyi çözmeye gerek yok. Karşı tarafa vuralım yeter. En fenası da artık öyle bir bölündük ki kimse kimseye kuru kuruya yardım elini uzatmıyor. İşin içinde karşı tarafa çakmak olursa o başka tabii. "Haydi şortları giyelim, haydi sokakta içki içelim, haydi otobüste öpüşelim." O zaman saçmalamak serbest...
Galiba hepimiz delirdik ve başkalarını da delirtmek için kanırttıkça kanırtıyoruz. Demokrasi değil, Büyük Çıldıray Projesi bunun adı...